29 Nisan 2012 - 06:08

Suriye konusu giderek büyüyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İktidar aylardır "sabrımız taşıyor" havasında. Bu tür beyanların ardından sanki her an Suriye'ye asker sokacakmış hissine kapılıyoruz.

Perşembe günü Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriye’deki gelişmeler ve iktidarın politikaları konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bilgi verdi.

Hayli tartışmalı oturumda Dışişleri Bakanı “Suriye politikasının başka yerlerde kotarılmadığını, kararları Ankara’da aldıklarını” söyledi ve “Suriye halkının yanındayız” cümlesini tekrarladı.

Davutoğlu Suriye’deki Esad rejiminin halkını öldürdüğünü, özgürlük ve demokrasi isteyenlerin üzerine ağır silahlarla ateş edildiğini, tankların sürüldüğünü, binlerce insanın katledildiğini söyledi.

Bu bilgiler zaten ABD’nin ve bölgedeki ABD yanlısı Arap ülkelerinin medyasında sürekli yayınlanıyor.

Örneğin iktidarın ağzından düşürmediği “Suriye halkının yanındayız” sözü ne anlama geliyor? Suriye’de hangi halkın yanındayız?

Çünkü bilmediğimiz bazı şeyler var:

- Suriye’de rejime karşı kimler ayaklandı?

- Bunların toplam nüfusa oranı ne?

- Muhalif olarak sunulanlar ne istiyorlar?

- Muhaliflerin gerçekten demokrasi ve özgürlük istedikleri doğru mu?

- Suriye’deki gelişmelerin etnik ve dinsel kökeni var mı?

- Ülkede Esad’ı destekleyenler var mı?

- Esad’ın destekçilerinin toplam nüfusa oranı nedir?

- Esad yanlıları demokrasi ve özgürlük istemiyor mu?

- Suriye’de hangi etnik gruplar Esad’ın arkasında?

- Suriye Kürtleri neden Esad karşıtlığından vazgeçti?

Şimdi hepimiz düşünelim; bu soruların cevaplarını biliyor muyuz?

Yoksa iktidarın düne kadar sarmaş dolaş olduğu Suriye’ye bir anda düşman kesilmesinin başka bir nedeni mi var?

Batı kaynaklı bir “Arap baharı” başlatıldı bir buçuk yıl önce.

Batı’nın çıkarlarına aykırı davranan ülkelerdeki rejimler birer birer yıkıldı.

Bize anlatılan şuydu; “Bu ülkelerin halkları artık diktatörlükten bıktı, demokrasi ve özgürlük istiyor.”

Oysa Suudi Arabistan’da, Katar’da, Dubai’de, Kuveyt’te de demokrasi ve özgürlük yok.

Batı’nın güdümündeki diğer ülkelerin demokrasi ve özgürlük konusuna el attığımız halde nedense bu ülkelerle ilgili kimsenin ağzından bir şey çıkmıyor. Hatta tam tersine, Başbakan Suudi Arabistan Kralı’na gidip Suriye’deki demokrasi ve özgürlük konusunu görüşüyor. Çelişkiye bakın.

Suriye’nin, bölgedeki son “çıkıntı(!)” olan İran’a karşı bir atlama taşı olarak kullanıldığı yadsınamaz bir gerçek.

Türkiye Suriye konusunda bu kadar aktif olurken, yarın sıra İran’a geldiğinde ne yapacak?

İşte en büyük merak konusu bu.

Can Ataklı

*****